cover

Zeytin Ağacının Mitolojisi

Bundan çok çok çok uzun zaman önce Attika’nın ilk kralı, yarı insan yarı yılan görünümlü Cecrops’tu ve yeni bir şehir devleti için korucu bir tanrı bulmaya karar vermişti.

Kral, şehre gönüllü koruyucu olmak istediklerini öğrendiği Bilgelik ve Sanat Tanrısı Athena ve Deniz Tanrısı Poseidon’u çağırdı.

Her iki tanrıda bu güzel şehrin korucusu olmak istiyordu, rekabet kızışmıştı. Neredeyse birbirlerine saldırmak üzerelerken Athena akıllıca bir yaklaşımla şehir için bir yarışma düzenlemeleri gerektiğini öne sürdü. Böylece yarışmayı kazanan tanrı, şehrin koruyucusu olabilecekti.

Kral Cecrops ile yargıç yarışmayı başlattı. Hediyeler halk tarafından değerlendirilecek;şehre en iyi hediyeyi veren tanrı hem şehrin korucusu olacak hem de adı şehre verilecekti. Kral ve tanrılar halkın coşkulu kalabalığı eşliğinde hediyeleri şehre sunmak için Akrapolis’e gittiler.

Posedion hediyesini ilk sunan olacaktı; devasa üç uçlu mızrağını havaya kaldırdı ve toprağa vurdu. Mızrağın çarptığı yerde su gökyüzüne doğru köpüklü bir yay çizdi. Halka denizlerin gününü sembolize eden bir hediye verdi; bugün Erechtheus denilen bir deniz meydana getirdi. Halk bu suyu çok sevmişti ama tatmak için yaklaştıklarında dehşete düştüler; çünkü su içilemiyordu. Posedion denizlerin hükümdarıydı, kontrol ettiği su kaynakları da kaçılmaz olarak tuzluydu.

Sıra Athena’ya geldiğinde sessizce diz çöktü ve mızrağını toprağa değdirdi, mızrağın yere değdiği noktadan zeytin ağacını meydana geldi.

Halk zeytin ağacını yiyecek, lamba ve yemeklerini pişirmek için yağ ve evlerini inşa edebilmek için ahşap olarak kullanabileceğini gördü.

Halkın seçimiyle yarışmayı kazanan hediye zeytin ağacı oldu ve şehre Athena’nın adı verildi, günümüzdeki haliyle Atina.