cover

Melisa Çayı

Melisa Bitkisi (Melissa officinalis)

Melisa bitkisi ballıbabagiller ailesinden olup 25-100 cm. arasında yüksekliği değişen bir bitkidir. Çiçekleri küçük, sarımtrak, beyazımtrak ya da pembedir. Dünya’da Fransa, Bulgaristan, Almanya ve Romanya’da yaygın olup ülkemizde Akdeniz ve Doğu Anadolu Bölgeleri’nde yetiştirilmektedir. Halk arasında limon nanesi, limon otu, temre otu olarak da bilinir.

Çorba, salata, et, sebze, yumurta, peynir, tatlı ve içeceklerde baharat olarak; uçucu yağ olarak likör, alkolsüz içecek, fırın ürünlerinde, dondurmada ve şekerlemelerde; kozmetik sanayive eczacılıkta da kullanılan bir bitkidir[1].

Melisa’ın kullanımı günümüzden 2000 yıl öncesine kadar uzanmaktadır. Melisa latince “arı yaprağı” anlamına geldiği gibi “mel” kökü latince “bal” anlamına gelmektedir. Arıların beslenmek için kullandığı nektarca zengin bir bitkidir. Bu özelliği ile de Yunan mitolojisine girmiştir. Mitolojiye göre, Melissa ve Amalthaia, Girit’te hüküm süren kral Melisseus’un kızlarıdır. Tanrıça Reia İda Dağı’nda bir mağarada gizlediği küçük tanrı Zeus’u büyütme görevini bu kızlara verir Zeus’u büyütürler ve Yunan tanrılarının ve tanrıçalarının başı olur. Bir başka efsanede de Melissa’nın vücudundan arılar çıkarmış olduğundan bahsedilmiştir[2].

Eczacılığın babası Dioscorides (MS 40-90) Materia Medica isimli çalışmasında bitkiden elde ettiği karışımı akrep ve örümcek sokmalarında ve köpek ısırıklarında etkili olduğunu yaptığı çalışmalar sonucu bulmuştur. Orta Çağ’da hekimlerin öncüsü ve modern tıbbın kurucusu İbn-i Sina (980-1037) eserinde melisa bitkisinin balgam cinsi hastalıkların, beyin tıkanıklığı, nefes darlığı, ağız kokusunun tedavisinde etkilisi olduğunu El-Kanun Fi’t Tıb isimli kitabında yazmıştır. Bu bitkiyle Avrupa’nın tanışması yedinci yüzyılı bulmuştur. Tıbbi olarak kullanan ve bir insanı canlandırabileceği, sinir sistemi bozukluklarından kaynaklı rahatsızlıklarda kullanılabileceğini Paracelsus (1493-1541) tarafından ortaya atılmıştır. Orta Çağ ve Rönesans Dönemi’nde de uykusuzluk, diş ağrısı, sindirim bozuklukları, baş ağrısı, iştahsızlık, ateş ve anksiyetenin dahil olduğu birçok rahatsızlık için tedavi amaçlı kullanılmıştır. İngiliz yazar John Evelyn (1620-1706) melisayı “beyin hükümdarı” olarak tanımlamıştır. Zihni kuvvetlendirici ve melankoliyi yok eden özelliği olduğunu yazmıştır[3].

Hazımsızlık, gaz, şişkinlik, kolik, romatizma[4] gibi sorunlara yardımcı olduğu gibi yatıştırıcı özelliğiyle düşük ve orta depresyon tedavisine iyi gelmektedir[5].

[1] https://www.academia.edu/33153666/G%C4%B1da_Co%C4%9Frafyas%C4%B1_Food_Geography

[2] Pierre Grimal, Yunan ve Roma Mitoloji Sözlüğü, Sosyal Yayınları, 1997, s.490.

[3] Gamze Başkal, Esra Köniül, vd. “Melissa Officinalis (Oğul Otu)’in Geleneksel Kullanımı” https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/693969, s.267-268.

[4]https://www.researchgate.net/profile/Betuel_Gidik2/publication/336968428_Derleme_Makalesi_Tibbi_ve_Aromatik_Bitkilerin_Kullanim_Alanlari_Ozlem_GOKTAS_1_Betul_GIDIK_Bayburt_Universitesi_FBE_Organik_Tarim_Isletmeciligi_Yuksek_Lisans_Ogrencisi_Bayburt_Universitesi_UBF_Organik/links/5dbc9f29299bf1a47b0a3df5/Derleme-Makalesi-Tibbi-ve-Aromatik-Bitkilerin-Kullanim-Alanlari-Oezlem-GOeKTAS-1-Betuel-GIDIK-Bayburt-Ueniversitesi-FBE-Organik-Tarim-Isletmeciligi-Yueksek-Lisans-Oegrencisi-Bayburt-Ueniversitesi-UB.pdf

[5] https://www.medikalakademi.com.tr/bitki-caylari-ve-faydalari/